A’mâk-ı Hayal: Hayalin Derinliklerine Bir Seyehat

Hayalin derinliklerinde harika bir yolculuk yaptıran A’mâk-ı Hayal (hayalin derinlikleri) adlı kitaptan bahsetmeden önce, kitabın yazarı Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi’nin kim olduğu ile ilgili biraz malumat vermek istiyorum.

Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi Kimdir?

Ahmed Hilmi 1865’te Bulgaristan’ın Filibe şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası Şehbender Süleyman Bey konsolosluk yapmaktadır ki buradan anlaşılacağı üzere Şehbender o dönemin konsoloslarına verilen bir unvan. Ahmed Hilmi’nin lakabı da buradan gelmektedir. Ahmed Hilmi İstanbul’da eğitim görüp memuriyet hayatına yine burada başlamıştır. Jön Türkler arasında yer aldığı için bir dönem Mısır’a kaçmış ve orada gazete çıkarmıştır. İstanbul’a yeniden döndüğünde Abdülhamit tarafından Libya’ya sürgün edilmiştir.

Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi

Libya’da tasavvuf ve tasavvuf felsefesi ile meşgul olarak Arusî tarikatına girmiştir. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a dönmüş ve yeniden gazete çıkarmaya başlayarak bir de matbaa kurmuştur. İttihat ve Terakki eleştirmeni olduğu için gazeteleri ve matbaaları kapatılmıştır.  Masonluk ve Siyonizm mücadelesinde yer alan ilk kişilerden biridir. Kırk kadar eseri ve yüzlerce makalesi olan yazar zehirlenerek ölmüştür.

Biraz da A’mâk-ı Hayal’in ana karakteri Ahmed Râci’den ve kitapdaki ana olaylardan bahsedelim. Biz kendisini kısaca Râci diye anacağız.

Râci’nin Arayışları

A’mâk-ı Hayal aslında Râci’nin anılarını anlatmaktır ve kendi diliyle anlatılmaktadır. Râci, tasavvuf ve felsefeden uzak yaşantı süren bir sosyal çevrede yaşamaktadır; ancak kendisinde aileden gelen bir dini duygu ve ahlak anlayışı hakimdir. Elbette bu aileden gelen öğretiler ile yaşam şekli arasında kalan aklı -kendi tabiri ile- şüphe ejderhasının dokunuşlarıyla sürekli temelinden sarsılmaktadır. Yine kendi ifadesiyle; kalbiyle inkâr ettiğini aklıyla, aklıyla inkâr ettiğini kalbiyle kabul etmektedir.

“Şüphe ejderhası doğru olan her fikrin düşmanıdır.” (alıntı: A’mâk-ı Hayal , Kaknüs yayınları)

Râci bu kafa karışıklığından bazen kendi başına bazen de arkadaşlarıyla içip sarhoş olarak kurtulmaya çalışır. İçmekten bedeni mahvolma seviyesine gelmiştir. Dibe vurmuş bir halde iken kendisini yeniden kurtuluşa eriştirmesi için tasavvufla ilgilenmeye başlar. Gayet kararlı bir şekilde şüphe ejderhasını öldürmek istemektedir. Bu amaçla başvurduğu bazı toplulukların ve ünlü şahsiyetlerin görüşleri kendisini tatmin etmemektedir. Bunları daha çok hayal gücünün bir oyunu olarak yorumlayıp bu çevreden de uzaklaşmıştır.

“Uçarı, çapkın, eğlenceye düşkün ve zevk perisi yolunda” şeklinde tanımladığı arkadaşları ile bir gün kırda alem yapmaya gitmeye karar verir. Yaptığı tren yolculuğunda zihni yine insanın ebediliği, varlık, yokluk ve hakikat üzerine meşguldür. Hatta hayalinde Budha’yı görür ve Budha Gotoma kendisine gülümseyerek “Hiç! Hiç! Hiç!” demektedir.

Yukarıdaki “Hiç!” kelimesi kitabın devamında sürekli karşımıza çıkacak ve varlık-yokluk, hep-hiç, karanlık-aydınlık gibi zıtlıklarla kendini gösterecektir.

Deliler mi Veliler mi?

Râci’nin kırdaki sefası esnasında bir grup meczuptan duyduğu bazı sözler kafasını iyice karıştırmıştır ki bu meczupların konuşmasını aşağıya alıntılıyorum. Bu kısım kitabın en sevdiğim yerlerinden biridir.

“Yaşlı deli genç deliye şöyle diyordu:

-Bu alemde olan her şey benim sıfatımdır. Ben olmasaydım, hiçbir şey olmazdı. Ben “hep”im ya da “hiç”im. Ben “hiç”im ya da “hep”im. Zaten “hiç” ve “hep” aynıdır, tek şeydir. Fakat cahil insanlar aynı şeyi iki farklı isimle anıyorlar.

Konuşmanın gerisini varın siz tahmin edin. Hayret içinde kaldım. İstemeden söz karıştım:

-Çok tuhaf! “Var” ile “yok” eşit olur mu? Meselâ, ben şimdi “var”ım. Fakat yarın “yok” olacağım. Bu iki durum arasında fark yok mu, dedim.

Deli başını çevirdi ve kahkahayı patlattı,

-Vay! Sen “var”sın ha! Acaba “var” mısın? dedi.” (alıntı: A’mâk-ı Hayal , Kaknüs yayınları)

Yukarıdaki olaydan sonra Râci’nin şüphe ejderhası iyice şaha kalkmıştır. Şehre döndüklerinde her zaman önünden geçtiği ama kapısını ilk defa açık olarak gördüğü mezarlık ilgisini çeker ve içeri girmeye karar verir.

A’mâk-ı Hayal ‘deki mezarlık kapının şu ana kadar kapalı olması ve o gün açık bulmasını, tasavvuftaki kurtuluşa ermek için gereken şeyin yaratıcının lütfu ve isteği olması ile bağdaştırıyorum. Yani tasavvufa göre kurtuldu isen, gerçeği anladıysan bunun sebebi sen değilsin, seni oraya yönlendiren yaratıcıdır.

Meczup Bir Alim: Aynalı Baba

Mezarlıkta ilerleyen Râci, elli yaşlarında, eski püskü kıyafetler içerisinde, çevresine kırık ayna parçaları yapıştırılmış yeşil takke takan bir adam görür. Üzerine pek çok kumaş yapıştırılmış, gökkuşağına benzer cübbesinin de üzerinde yine ayna ve teneke parçaları vardır. Fakat bakışlarındaki alçakgönüllülük ve yumuşaklık ilgisini çekince bu şahısla konuşmaya karar verir.

İşte bu yaşlı adam Râci’yi hayalin derinliklerine sürükleyecek ve onu maceradan maceraya uçuracak Aynalı Baba’dır. Râci, Aynalı Babanın müdavimi olur. Kendi ifadesiyle;

“Bu garip kıyafetli delinin sözlerindeki büyüklük, bende bir küçüklük hissi uyandırdı.”

Bu sayede Buda, Zerdüşt, Ehrimen, Hürmüz, Brahman gibi şahsiyetlerle tanışıp; Kaf dağından uzaya kadar seyahat eder. Ejderhalar ve Anka Kuşu ile dahi hasbıhal etme fırsatı bulur.

Râci’nin hikayelerine burada yer verip daha fazla sürprizbozan (spoiler) vermek istemiyorum. Ancak Aynalı Babanın bir ayna vazifesi görerek Râci’ye aslında kendi kendini tanıttığı yorumunu yapmadan da geçemeyeceğim.

A’mâk-ı Hayal pek çok yayın evi tarafından (32 farklı basım gördüm) basılmış bir kitap. Farklı kişiler tarafından aslından çevirileri var. Kitabı farklı yayın evleri tarafından basılan 3 ya da 4 basımdan okudum. Bazılarının tercümesi çok sade iken bazıları ağır bir dil kullanmıştı. Ben daha çok aslına yakın çevirileri sevdiğimden tercihimin ne yönde olduğunu söylemeye gerek yok.

A’mâk-ı Hayal
A’mâk-ı Hayal çizgi roman olarak karşımızda

Bu yazıyı yazarken çok sevindiğim bir durumla da karşılaştım. A’mâk-ı Hayal’in Mustafa A. Kara’nin çizimleriyle Tuti Kitap tarafından çizgi roman halinde basıldığını gördüm. Henüz yazı bitmeden elbette hızlı bir sipariş verdim ve heyecanla çizgi romanın ulaşmasını bekliyorum.

Başka bir kitap incelemesinde buluşmak üzere, sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın